GÜLÜMSER DEMİRAL SARGISI
- insanbulsanat
- 24 Oca
- 4 dakikada okunur
Çok özledim çocukluğumu
Yirmi dört yıl olmuş,
Annem babam bir abim dört ablam
Birde evin en küçüğü ben
Ailemle göçmüştük İstanbul'a;
Köydeki mutluluğumu
Arkadaşları
Hüzünleri
Sevinçleri
Harman yerinde yaktım.
Ceviz ağacının altında
Anılarımı
Sekiz yaşında
O içimdeki çocuğu
Acımadan, köyde bıraktım.
İki yıl önce ağlayarak
Bayramda aldırdığı
Yırtık yamalı
Sarı fistan üstünde,
Saçı başı perişan
Kirpikleri ıslak
Yanaklar yaştı.
Sağ baş parmağı ağzında
Boynunu büküp
Yüzüme bakmadan
Ağlayarak kalmıştı.
Ahşap yapıdan evimize
Ağaçlara
Salıncağıma
Veda etmeye
Çok uğraştım
Hiç bir şey beni takmadı.
El salladım
Ayak sürüdüm
Dönüp dönüp baktım ağaçlara
Eve ahıra
Samanlığa
Kimsesiz yetim gibi
Yollar bile
Hiç yüzüme bakmadı.
Yapa yalnız çocukluğum
Yetim duruşu
Yok yoksul oluşu
Uzaklarda;
Hıçkıra hıçkıra
Uzun yıllar
Hiç aklımdan çıkmadı
Hiç aklımdan çıkmadı.
Geldik İstanbul'a
Köyümüze benzemez bir yer,
Ekmekte aşta tat yok,
Kir
Kireç var sularında...
Hayata karışıp kayboldum
İstanbul gece kondularında
Okula kaydoldum
Köyde cin gibi kızdım
Hasret içimi yakmış
Özlemekten olsa gerek
Hiç bir şey anlamıyordum.
Giysilerim lime lime
Lastik ayakkabı ayaklarımda
Sınıf arkadaşlarımdan utanıyor
Eve dönüş akşamları
İçin için ağlıyordum
İlk okul bitti.
Orta okula girdim,
Kitap kalem pahalı demeye başladı babam.
Acı zulüm bitirmeye uğraştım.
Bitirdim mi bitirmedim mi onu bile anlayamadım.
Öylece eve kapandım kaldım.
Bir korkak çıktı karşıma
Zalim,
Kandırıldım sanki,
Severken terk edilen bendim.
Tüm ümitlerim kırıldı
Maneviyatı yok biriyle
Yirmi iki yaşımda evlendim.
Yaşamak kolay değil,
Evliliğim zahmetli geçti,
Bir oğlum vardı yanımda
Ordan burdan iş dilendim,
Evlere temizliğe çıkar
Kapı pencere silerdim.
Nereye gitsem oğul yanımda
Kimseye bırakmaz
Gözüme güvenmezdim.
Kendi evladına bakmaz
Ben nerde çalışırım bilmezdi.
Parayı cebine verirdim
Asla içini dışını sormaz
Nerde çalıştın demezdi.
1999 yılında annem öldü
Canım annem.
Ne çok özledim seni..
Hem annem hem arkadaşımdın.
Hiç sevmediğim babamı
Annemin hatırına yanıma aldım.
O halde hem çalıştım
Hem babayı
Hem kocayı besledim.
Hem de çocuğumu okuttum.
Ben kimim ne isterim
Anneme babama
Köyüme gitmek istesem
Çocukluğumu özlesem
Param yok diyen biri.
Zaten hiç olmadı ki
Öteden beri
Kahveye çıkar
Kumar toto oynar
Hovardalık yapar
Aldırmaz özlemine
Baksan da anlamaz
Yalan dolmuş gözlerine.
İki bin yirmi üç yılında,
Dayanamadım ayrıldım.
Babam yazları
Tek başına köyde kalırdı.
Aldım oğlumu yanıma
Şaşkın ve çaresiz
Karar verecektim
Ne yapacağıma,
Nerde kalacağıma.
Hani birde babam vardı ya
Teselli edecek, koruyup kollayacak
Heyecanla çıktım yola
Gidiyordum köyüme
Çocukluğuma
Nihayet çıktık yola;
İçim içime sığmıyor
Sırtım terliyor
Dudaklarım kuruyor
Yol uzadıkça uzuyor
Özlemim de büyüyordu.
Köyümün çer çöp sokağına,
Harman yerine
Samanlığa
Ahıra
İçinde kendimi unuttuğum
Evime
Ocağıma
Kerme tezek kokan
Ana kucağıma.
Köy yolundan eve doğru yürüdük,
Yaklaştıkça içimde yangın var
Ama ne ?
Evin bacasında duman yok
Göçüp gitmiş samanlık
Ardındaki harman yok...
Yirmi dört yıl nerde oynadı bu çocuk.
Demeye kalmadı
Avlunun kapısına yaklaştık.
Bir şey vardı içimde
Beni bekleyen birileri
Ve ilk kendimi gördüm
Sekiz yaşında
Saçı başı perişan
Sarı etekçik üstü;
Giydiği mor çiçekli eteğim,
Sırtında o küçük süeter
Sağ işaret parmağı ağzında,
Gözleri yaşlı.
Yıllar önce köyde bıraktığım gün gibi
Kimsesiz öksüz bakışlı
Bana ve oğluma baktıkça
İçimde sular kaynadı.
Göz diplerime doğru çocukluğum akıyordu.
Hayalle gerçek arası sıkıştım.
Yutkundum
Kekeledim,
Seni tanıyorum
Bende bir resmin var dedim.
Öfkeliydi
Tepkisiz bakıyordu,
Düşmemek için direndim
Çevirdim başımı,
Kapı önündeki çeşmeye aktı gözlerim,
Yazın soğuk kışın sıcak akardı,
Yorgunduk,
Buz gibi suyundan içtim,
Elimi yüzümü yıkayıp kaldırdım başımı
Baktım ki, oda ne
Küçük kız evin önündeki kayaya koşuyor,
Ellerini dizlerinin üstüne koyup
Oturdu tepesine
"Gülümser gel kızım sütün yumurtan hazır ! "
Alışmıştı çocuk
Annesinin sesine
Benden önce fırladı
Düştüm peşine.
Koşarak çıktım merdivenleri,
O içeri girdi bende ardından
Kapıyı araladım,
Annemmiş seslenen,
Oturdu ocak başına
Süt ve yumurtasını yemek için
Nerde kaldın kızım
Öldün acından dedikçe annem
Uğundu içim
Ağlıyordum.
Kız bana bakmadan tepiştiriyor
Ağzını burnunu kollarına silerek
Yanımdaki oğluma yumurta uzatıyordu.
Birden sesler geldi dışardan,
"Anne hayvanları gütmeye tarlaya gidiyoruz !"
Küçük kız kalkıp koştu
Annem de peşinden.
Ben çıktım baktım ki
Dört ablamla bir abim
Annem azık torbası verdi,
Küçük kızda gitmek istese
Abisi küçüksün der
Götürmezdi.
Kıza yine sütmü verdin
Ağzı yüzü bulaşık demişti abim
Annem ise;
Açmı kalsın
Başka bi şey yemez
Diyordu.
Bir ara oğlum;
Gözüme hayretle baktı
Neden ağlıyordum
Anlamıyordu.
Oğlum etrafı kolaçan ederken
Bütün sesler kesildi
Küçük Gülümser hariç
Herkes kayboluyordu.
Ha anladım dedi çocuk
Bunlar benimle
Saklambaç oynuyordu.
Gidip oda saklandı
Salıncak ağacının dibine
Uzaklarda bir köpek uluyordu.
Evin önündeki kütükte bir adam vardı
Oturmuş beni süzüyordu
Eylül'ün serin günleri
Annem elinde odunlarla belirdi
Uzaklardan bakıp bakıp
Yalnız adama üzülüyordu.
Adam kalktı ayağa
Bana sert sert bakarak
Eşinden niye ayrıldın
O nasıl şimdi demez mi?
Ev ocak başıma yıkıldı
İçimden depremler koptu
Evde herkes vardı ama
Tek babam yoktu
Tek babam yoktu.
Gerçekte de olmamıştı
Hayat boyu
Gülümser saklandığı yerden çıkmadı
Ablalarım ve abim tarladan dönmediler.
Annemin ellerindeki odunlar yere saçıldı
Yere çöktü ağlıyordu
Oğlum koşarak geldi
Dedenin elini öptü.
Beynim zonkluyor
Ağaçlar uğulduyordu
Annem torununu uzaktan izlerken
Hıçkırık tuttu.
Yere kapaklandı
Boğuluyordu
Hadi oğlum gidiyoruz dedim.
On beş yıldır her kış bizde kalan adam
Değilmiş babam.
Hadi gidelim burdan
İçim dışım cehennem
Su bile içmedik çeşmeden
Acılar içimi dağlıyordu.
Köye doğru yürüdük
Kayanın başındaki yetim kız
Uğrun uğrun ağlıyordu.
Yine köyde bıraktım seni
Sağ baş parmağı ağzında
Saçı başı perişan kuzum
Sanki bize acıyor,
Bakıp, bakıp ağlıyordu...






Yorumlar