top of page
  • Youtube
  • Facebook
  • Instagram

GÜLÜMSER DEMİRAL SARGISI

  • insanbulsanat
  • 24 Oca
  • 4 dakikada okunur

Çok özledim çocukluğumu

Yirmi dört yıl olmuş,

Annem babam bir abim dört ablam

Birde evin en küçüğü ben

Ailemle göçmüştük İstanbul'a;

Köydeki mutluluğumu

Arkadaşları 

Hüzünleri

Sevinçleri

Harman yerinde yaktım.

Ceviz ağacının altında

Anılarımı

Sekiz yaşında

O içimdeki çocuğu 

Acımadan, köyde bıraktım.


İki yıl önce ağlayarak

Bayramda aldırdığı

Yırtık yamalı 

Sarı fistan üstünde,

Saçı başı perişan

Kirpikleri ıslak

Yanaklar yaştı.


Sağ baş parmağı ağzında

Boynunu büküp

Yüzüme bakmadan

Ağlayarak kalmıştı.


Ahşap yapıdan evimize

Ağaçlara 

Salıncağıma

Veda etmeye

Çok uğraştım 

Hiç bir şey beni takmadı.

El salladım

Ayak sürüdüm

Dönüp dönüp baktım ağaçlara

Eve ahıra

Samanlığa

Kimsesiz yetim gibi

Yollar bile

Hiç yüzüme bakmadı.


Yapa yalnız çocukluğum

Yetim duruşu

Yok yoksul oluşu

Uzaklarda;

Hıçkıra hıçkıra 

Uzun yıllar

Hiç aklımdan çıkmadı

Hiç aklımdan çıkmadı.


Geldik İstanbul'a

Köyümüze benzemez bir yer,

Ekmekte aşta tat yok,

Kir 

Kireç var sularında...


Hayata karışıp kayboldum

İstanbul gece kondularında

Okula kaydoldum

Köyde cin gibi kızdım

Hasret içimi yakmış

Özlemekten olsa gerek

Hiç bir şey anlamıyordum.


Giysilerim lime lime

Lastik ayakkabı ayaklarımda

Sınıf arkadaşlarımdan utanıyor

Eve dönüş akşamları

İçin için ağlıyordum

İlk okul bitti.


Orta okula girdim,

Kitap kalem pahalı demeye başladı babam.

Acı zulüm bitirmeye uğraştım.

Bitirdim mi bitirmedim mi onu bile anlayamadım.

Öylece eve kapandım kaldım.


Bir korkak çıktı karşıma 

Zalim,

Kandırıldım sanki,

Severken terk edilen bendim.


Tüm ümitlerim kırıldı

Maneviyatı yok biriyle

Yirmi iki yaşımda evlendim.


Yaşamak kolay değil,

Evliliğim zahmetli geçti,

Bir oğlum vardı yanımda

Ordan burdan iş dilendim,

Evlere temizliğe çıkar

Kapı pencere silerdim.


Nereye gitsem oğul yanımda

Kimseye bırakmaz

Gözüme güvenmezdim.


Kendi evladına bakmaz

Ben nerde çalışırım bilmezdi.

Parayı cebine verirdim

Asla içini dışını sormaz

Nerde çalıştın demezdi.


1999 yılında annem öldü

Canım annem.

Ne çok özledim seni..

Hem annem hem arkadaşımdın.

Hiç sevmediğim babamı

Annemin hatırına yanıma aldım.


O halde hem çalıştım

Hem babayı

Hem kocayı besledim.

Hem de çocuğumu okuttum.


Ben kimim ne isterim

Anneme babama 

Köyüme gitmek istesem

Çocukluğumu özlesem

Param yok diyen biri.


Zaten hiç olmadı ki

Öteden beri

Kahveye çıkar 

Kumar toto oynar

Hovardalık yapar

Aldırmaz özlemine

Baksan da anlamaz

Yalan dolmuş gözlerine.


İki bin yirmi üç yılında,

Dayanamadım ayrıldım.

Babam yazları 

Tek başına köyde kalırdı.

Aldım oğlumu yanıma

Şaşkın ve çaresiz

Karar verecektim

Ne yapacağıma,

Nerde kalacağıma.


Hani birde babam vardı ya

Teselli edecek, koruyup kollayacak

Heyecanla çıktım yola

Gidiyordum köyüme

Çocukluğuma

Nihayet çıktık yola;

İçim içime sığmıyor

Sırtım terliyor

Dudaklarım kuruyor

Yol uzadıkça uzuyor

Özlemim de büyüyordu.

Köyümün çer çöp sokağına,

Harman yerine

Samanlığa

Ahıra

İçinde kendimi unuttuğum

Evime

Ocağıma

Kerme tezek kokan

Ana kucağıma.


Köy yolundan eve doğru yürüdük,

Yaklaştıkça içimde yangın var 

Ama ne ?

Evin bacasında duman yok

Göçüp gitmiş samanlık

Ardındaki harman yok...

Yirmi dört yıl nerde oynadı bu çocuk.

Demeye kalmadı

Avlunun kapısına yaklaştık.


Bir şey vardı içimde

Beni bekleyen birileri

Ve ilk kendimi gördüm

Sekiz yaşında

Saçı başı perişan

Sarı etekçik üstü;

Giydiği mor çiçekli eteğim,

Sırtında o küçük süeter

Sağ işaret parmağı ağzında,

Gözleri yaşlı.


Yıllar önce köyde bıraktığım gün gibi

Kimsesiz öksüz bakışlı

Bana ve oğluma baktıkça

İçimde sular kaynadı.

Göz diplerime doğru çocukluğum akıyordu.

Hayalle gerçek arası sıkıştım.

Yutkundum

Kekeledim,

Seni tanıyorum

Bende bir resmin var dedim.


Öfkeliydi

Tepkisiz bakıyordu,

Düşmemek için direndim

Çevirdim başımı,

Kapı önündeki çeşmeye aktı gözlerim,

Yazın soğuk kışın sıcak akardı,

Yorgunduk,

Buz gibi suyundan içtim,

Elimi yüzümü yıkayıp kaldırdım başımı

Baktım ki, oda ne 

Küçük kız evin önündeki kayaya koşuyor,

Ellerini dizlerinin üstüne koyup 

Oturdu tepesine

"Gülümser gel kızım sütün yumurtan hazır ! "  

Alışmıştı çocuk 

Annesinin sesine

Benden önce fırladı

Düştüm peşine.

Koşarak çıktım merdivenleri,

O içeri girdi bende ardından

Kapıyı araladım,

Annemmiş seslenen,

Oturdu ocak başına

Süt ve yumurtasını yemek için

Nerde kaldın kızım 

Öldün acından dedikçe annem

Uğundu içim

Ağlıyordum.

Kız bana bakmadan tepiştiriyor

Ağzını burnunu kollarına silerek

Yanımdaki oğluma yumurta uzatıyordu.

Birden sesler geldi dışardan,

"Anne hayvanları gütmeye tarlaya gidiyoruz !"

Küçük kız kalkıp koştu 

Annem de peşinden.

Ben çıktım baktım ki  

Dört ablamla bir abim

Annem azık torbası verdi,

Küçük kızda gitmek istese

Abisi küçüksün der

Götürmezdi.

Kıza yine sütmü verdin

Ağzı yüzü bulaşık demişti abim

Annem ise; 

Açmı kalsın

Başka bi şey yemez 

Diyordu.

Bir ara oğlum; 

Gözüme hayretle baktı 

Neden ağlıyordum 

Anlamıyordu.

Oğlum etrafı kolaçan ederken

Bütün sesler kesildi

Küçük Gülümser hariç

Herkes kayboluyordu.

Ha anladım dedi çocuk

Bunlar benimle 

Saklambaç oynuyordu.

Gidip oda saklandı 

Salıncak ağacının dibine

Uzaklarda bir köpek uluyordu.


Evin önündeki kütükte bir adam vardı

Oturmuş beni süzüyordu

Eylül'ün serin günleri

Annem elinde odunlarla belirdi

Uzaklardan bakıp bakıp 

Yalnız adama üzülüyordu.


Adam kalktı ayağa

Bana sert sert bakarak

Eşinden niye ayrıldın

O nasıl şimdi demez mi?

Ev ocak başıma yıkıldı

İçimden depremler koptu

Evde herkes vardı ama

Tek babam yoktu

Tek babam yoktu.


Gerçekte de olmamıştı 

Hayat boyu

Gülümser saklandığı yerden çıkmadı

Ablalarım ve abim tarladan dönmediler.

Annemin ellerindeki odunlar yere saçıldı

Yere çöktü ağlıyordu

Oğlum koşarak geldi 

Dedenin elini öptü.

Beynim zonkluyor

Ağaçlar uğulduyordu

Annem torununu uzaktan izlerken

Hıçkırık tuttu.

Yere kapaklandı

Boğuluyordu

Hadi oğlum gidiyoruz dedim.

On beş yıldır her kış bizde kalan adam

Değilmiş babam.

Hadi gidelim burdan

İçim dışım cehennem

Su bile içmedik çeşmeden

Acılar içimi dağlıyordu.


Köye doğru yürüdük

Kayanın başındaki yetim kız

Uğrun uğrun ağlıyordu.

Yine köyde bıraktım seni

Sağ baş parmağı ağzında

Saçı başı perişan kuzum 

Sanki bize acıyor,

Bakıp, bakıp ağlıyordu...




 
 
 

Yorumlar


© 2035 by Site Name. Powered and secured by Wix

bottom of page