KAYAHAN TARDU SOFRASI
- insanbulsanat
- 14 Şub
- 1 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 16 Şub

İstanbul'da zamanın içinden geçmek
İstanbul'a yakalanan çocukların gözlerine bakmak gibi
İstanbul'a şarkılar söylerken
İstanbul'a gelen ayak izlerini görmek
İstanbul'un sevgisinde durmak
İstanbul'a sarılmış yüzlerin ömrüne düşerken
İstanbul'da hayat ören yüreklerin
İstanbul'la konuşmanın sırrını saklamanın ötesine geçmenin anları karşınıza çıkarır
İstanbul'da Ahmet Yakupoğlu sergisine yolumuz düşerken
İstanbul'un türküsüne gelen Kütahya bağrının yakası köprü kurmaz mı?
İstanbul misafir olduğu kadar misafirde olan dervişliğini bilmez mi?
İşte, Hatice Ünal ile adım adım yürürken
Bir yer arıyoruz ve karşımıza çıkan mekanın sessizliği kadar sergi sanki devam ediyordu.
Öncelikle, bir çalışanla göz göze gelince siparişi verdik.
Birden güler yüzlü bir genç can selam vererek girdi aramıza
Başında bir spor kasket gölgesi var ki
Adı; Kayahan Tardu...
Muhabbet derinleşince sakin ve vakur haliyle
Geldi soframıza konu konu açıyor.
Hatice Ünal'ın sorularının elinde bilinen bir yaprak sayfası rengi
Derken, Kayahan Turda sazı kılıfından çıkarıp dokunuyor mızrabına
Kendi kendine öğrendiği enstrumanına güzel bir yol açarken yürümüş
Arkadaşı Sinem geliyor yanımıza.
Dinlediğim ve tavrı sanki yılların
Ozan'ı bir insan karşımızda
Bir dünyası akıyor yeryüzüne yakın seslerle
Kanatlarını açan güvercin masumiyeti
Sancıların beyaz kokusuna izlerini taşırken
Belki, sabahlayacağız ama vakit çaresiz bir liman feryadı olurken
İki genç insanın yürekli saatlerine yakın olmanın
Gelecek anların huzuruyla mağralarımıza dönmek üzere uzaklaşıyoruz
Zeytinburnu defterini açtığımız kadar penceresini unutmadan
Sabahın uykusuzluğunu yenmek kalem oldu.






Yorumlar