top of page
  • Youtube
  • Facebook
  • Instagram

NECLA AKBEN: TÜRKÜLERİN ASİL SANATÇISI

  • insanbulsanat
  • 7 gün önce
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 6 gün önce

1986
1986

Nasıl düşündüyse öyle yaşamak isteğini seçenler

En görkemli insanlar aramazlar yalnızlıkların kırbacını

Coşkularının yangınını saymazlar kimler alkış gönderecek ya da kim alkışlayacak?

Labirentini yıkanlar olurlar ki

Anadolu'da kalan naranın bir sahibi yok mu?





1989
1989

Aynı zamanın içinde olup ah vah edenler olurken

Kafasını yormayanlar bitmezken

Birilerinin yıldızı olması boşuna mı?

Ezber bozması tesadüf mü?

Nadasını bırakanları sormaz mı?




1993
1993

Niye diye sormadan

Ezikliği kabul etmeden

Can suyu olan kainat damında

Lale kokusu kadar

Aşkını yaratmaz mı?




1998


Ayrılığın türküsüne

Karagözlü bir feryad

Biriken yağmur damlası

Engelsiz çocuk derdi

Niye son bulmasın ki



2009


Necla Akben ömrüne sığmayan notaların

Emsalsiz kalmayacak hayatlar gibi

Ciğerinde memleket direnci

Lafsız kalan özlemler değirmeni döner ömrüne

Ağzında türkü damlası çocukluğu örer yurdunu


Çiçek Ne gibi Kokar?

Hep korku vardır gözlerinde

Hep eziklik

Öyle masum öyle bihaberdi ki dünyadan

Sadece çocuk yüreğiyle ve içgüdüleriyle

Bir eksiklik hissederdi

Farkında olmadan

Onu bağrına basan, doya doya koklayan

Tüm sıcaklığını bedeninde hissedeceği

Sığınacağı bir sine

Bir ana kucağı arıyordu bilinçsizce

Kocaman kocaman açarak baktığı ela gözlerinde

Yalnızlığın büyük hüznü vardı

Hep takatsiz, mecalsiz dururdu ayakta

Küçük omuzlarında büyük bir yük taşırdı adeta

Henüz dünyaya gözünü açarken

Ve merhaba diyerek keşfederken evreni

Annesi bir melek gibi uçup gitmiş

Yapayalnız bırakmıştı Gülseren’i

Mahallenin çocukları sık sık ona içini acıtan o soruyu sorardı“

Gülseren çiçek ne gibi kokar?

”0, yazgısı karalı sevgisizliğin burukluğu, hüznü yüzüne vurmuş

Başını kaldırıp, cılız, naçar ve acılı

Gözlerle bakarak cevap verirdi:

“Çiçek ana kokusu gibi kokar”


NECLA AKBEN VE İLKLERİ DİJİTAL PLATFORMLARDA











Necla Akben'i bu gün Müyorbir Meslek Birliğimizin düzenlediği

"Kadın ve Sanat " başlıklı etkinlikte dinleme fırsatımı oldu ki

Onun yıllardır söylediği türkülerin insanı olması dışında

Farklı bir sanatçı olmasının içtenliğini ve gerçeğini gördüm.

Ne kadar özgün bir sanat yaşamı olduğunu

Bu hayatı nasıl taşıdığını oradan varoluşunun güzelliklerini paylaşırken

Yukarıda sanal dünya da baktığım albümlerin tarihi

O günlerin acıları, mutlulukları bilinmeyen ne izlerle

Ne derinliklerle dolu bir nehir sayfasıydı ki

Necla Akben'de en güzel duran insanlık notası

Bir barış örgüsü kurmuş kalbinde

Bu bilgenin içinde ironisini mizahlaştıracak kadar cesur yürekti.

Yaşadığımız toprakları ailesinin yaşamı yüzünden

Bir uçtan bir uca gezmiş, nefeslemiş kültürel kanın canında olduğunu dillendiriyordu.

Yarım yüz yılı aşan çabasında sanatı o kadar önemsemiş ki

Onun okyanusuna katılmak üzere zaman kaybetmemiş

Kurduğu düşlerin türkülerinde yakasına astığı sevgi mızrabına sarılarak

Bir insan olmanın deryasına koşmuş ki

İşte, benim de yıllar sonra karşılaştığım

Necla Akben'deki bu ışığın mütevaziliği bu yüzden.

Sadece şöhretiyle övünenlerin ve tarihi olmayanların

Niçin kendilerini yok etmek üzere neler yaptığına boşuna tanık olmuyoruz.

Necla Akben halkın mayasına sarıldığı damarı hiç elden bırakmadığı için

Can yoldaşı Halim Akben ile kurduğu hayat köprüsünün gücünde

Bu başarının sanat ve ülke sofrasının kapısında anahtarı ellerinde tutanlar olabildiklerini kanıtlarken tabii ki bedelsiz değil bu kadar iyi insan olmanın şemsiyesi.

Necla Akben;

Bu gün sahne de bazen 6 yaşında bir çocuk coşkusunda

Kimi zamanda genç bir kızın telaşında

Bir şair edasında şiirin dilini demleyerek

Beyoğlu tarihinin bahçesine yürek zarını bıraktı.

Hala, savaşın gölgesinde akan zamanın güneşini korumak

Geleceğin sanatçılarına bırakılacak olan insan olmanın erdemi vardı.

"KADIN VE SANAT " imgesinin hepimize kattığı sorguların sessizliği

Biraz olsun ışığını yakarken korkusuz insanların sanat saatleri hak ettiği dünyayı kurar.


"NECLA AKBEN'E Akrostiş Şiir" ...


Nasıl konuşuyorsa kendi canına yakın bir türküsü

Ezelden gelen çağrıları duyan bir kalbi büyüterek

Cesur nefesinin düşlerine koşan ceylanların ayak izleri

Limanında kaptan feneri

Ansızın doğan günlerin çığlığı dağlarına kanat açarken


Anlattığı dünyanın aynasına uzun maratonun peşinde

Kimsenin sözünü dinlemeyen derslere çalışırken

Büyüdüğü toprakların kokusuna inandığı rüzgar oldu

En sonunda sahnesine gelen dermanın alnından ayrılmadan

Nar-ı insanlık ateşini çalmak için evrenine yürüyordu.


AKIN OK










 
 
 

Yorumlar


© 2035 by Site Name. Powered and secured by Wix

bottom of page