NECLA AKBEN: TÜRKÜLERİN ASİL SANATÇISI
- insanbulsanat
- 7 gün önce
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 6 gün önce

Nasıl düşündüyse öyle yaşamak isteğini seçenler
En görkemli insanlar aramazlar yalnızlıkların kırbacını
Coşkularının yangınını saymazlar kimler alkış gönderecek ya da kim alkışlayacak?
Labirentini yıkanlar olurlar ki
Anadolu'da kalan naranın bir sahibi yok mu?

Aynı zamanın içinde olup ah vah edenler olurken
Kafasını yormayanlar bitmezken
Birilerinin yıldızı olması boşuna mı?
Ezber bozması tesadüf mü?
Nadasını bırakanları sormaz mı?

Niye diye sormadan
Ezikliği kabul etmeden
Can suyu olan kainat damında
Lale kokusu kadar
Aşkını yaratmaz mı?

1998
Ayrılığın türküsüne
Karagözlü bir feryad
Biriken yağmur damlası
Engelsiz çocuk derdi
Niye son bulmasın ki

2009
Necla Akben ömrüne sığmayan notaların
Emsalsiz kalmayacak hayatlar gibi
Ciğerinde memleket direnci
Lafsız kalan özlemler değirmeni döner ömrüne
Ağzında türkü damlası çocukluğu örer yurdunu

Çiçek Ne gibi Kokar?
Hep korku vardır gözlerinde
Hep eziklik
Öyle masum öyle bihaberdi ki dünyadan
Sadece çocuk yüreğiyle ve içgüdüleriyle
Bir eksiklik hissederdi
Farkında olmadan
Onu bağrına basan, doya doya koklayan
Tüm sıcaklığını bedeninde hissedeceği
Sığınacağı bir sine
Bir ana kucağı arıyordu bilinçsizce
Kocaman kocaman açarak baktığı ela gözlerinde
Yalnızlığın büyük hüznü vardı
Hep takatsiz, mecalsiz dururdu ayakta
Küçük omuzlarında büyük bir yük taşırdı adeta
Henüz dünyaya gözünü açarken
Ve merhaba diyerek keşfederken evreni
Annesi bir melek gibi uçup gitmiş
Yapayalnız bırakmıştı Gülseren’i
Mahallenin çocukları sık sık ona içini acıtan o soruyu sorardı“
Gülseren çiçek ne gibi kokar?
”0, yazgısı karalı sevgisizliğin burukluğu, hüznü yüzüne vurmuş
Başını kaldırıp, cılız, naçar ve acılı
Gözlerle bakarak cevap verirdi:
“Çiçek ana kokusu gibi kokar”
NECLA AKBEN VE İLKLERİ DİJİTAL PLATFORMLARDA

Necla Akben'i bu gün Müyorbir Meslek Birliğimizin düzenlediği
"Kadın ve Sanat " başlıklı etkinlikte dinleme fırsatımı oldu ki
Onun yıllardır söylediği türkülerin insanı olması dışında
Farklı bir sanatçı olmasının içtenliğini ve gerçeğini gördüm.
Ne kadar özgün bir sanat yaşamı olduğunu
Bu hayatı nasıl taşıdığını oradan varoluşunun güzelliklerini paylaşırken
Yukarıda sanal dünya da baktığım albümlerin tarihi
O günlerin acıları, mutlulukları bilinmeyen ne izlerle
Ne derinliklerle dolu bir nehir sayfasıydı ki
Necla Akben'de en güzel duran insanlık notası
Bir barış örgüsü kurmuş kalbinde
Bu bilgenin içinde ironisini mizahlaştıracak kadar cesur yürekti.
Yaşadığımız toprakları ailesinin yaşamı yüzünden
Bir uçtan bir uca gezmiş, nefeslemiş kültürel kanın canında olduğunu dillendiriyordu.
Yarım yüz yılı aşan çabasında sanatı o kadar önemsemiş ki
Onun okyanusuna katılmak üzere zaman kaybetmemiş
Kurduğu düşlerin türkülerinde yakasına astığı sevgi mızrabına sarılarak
Bir insan olmanın deryasına koşmuş ki
İşte, benim de yıllar sonra karşılaştığım
Necla Akben'deki bu ışığın mütevaziliği bu yüzden.
Sadece şöhretiyle övünenlerin ve tarihi olmayanların
Niçin kendilerini yok etmek üzere neler yaptığına boşuna tanık olmuyoruz.
Necla Akben halkın mayasına sarıldığı damarı hiç elden bırakmadığı için
Can yoldaşı Halim Akben ile kurduğu hayat köprüsünün gücünde
Bu başarının sanat ve ülke sofrasının kapısında anahtarı ellerinde tutanlar olabildiklerini kanıtlarken tabii ki bedelsiz değil bu kadar iyi insan olmanın şemsiyesi.
Necla Akben;
Bu gün sahne de bazen 6 yaşında bir çocuk coşkusunda
Kimi zamanda genç bir kızın telaşında
Bir şair edasında şiirin dilini demleyerek
Beyoğlu tarihinin bahçesine yürek zarını bıraktı.
Hala, savaşın gölgesinde akan zamanın güneşini korumak
Geleceğin sanatçılarına bırakılacak olan insan olmanın erdemi vardı.
"KADIN VE SANAT " imgesinin hepimize kattığı sorguların sessizliği
Biraz olsun ışığını yakarken korkusuz insanların sanat saatleri hak ettiği dünyayı kurar.
"NECLA AKBEN'E Akrostiş Şiir" ...
Nasıl konuşuyorsa kendi canına yakın bir türküsü
Ezelden gelen çağrıları duyan bir kalbi büyüterek
Cesur nefesinin düşlerine koşan ceylanların ayak izleri
Limanında kaptan feneri
Ansızın doğan günlerin çığlığı dağlarına kanat açarken
Anlattığı dünyanın aynasına uzun maratonun peşinde
Kimsenin sözünü dinlemeyen derslere çalışırken
Büyüdüğü toprakların kokusuna inandığı rüzgar oldu
En sonunda sahnesine gelen dermanın alnından ayrılmadan
Nar-ı insanlık ateşini çalmak için evrenine yürüyordu.
AKIN OK






Yorumlar