SEMİHA BERKSOY TÜM RENKLERİN ARYASI SERGİSİ İSTANBUL MODERN
- insanbulsanat
- 1 Şub
- 6 dakikada okunur

Türkiye’nin öncü sanatçılarından Semiha Berksoy’un yaşamı ve üretimi,
İstanbul Modern’de açılan “Tüm Renklerin Aryası” sergisiyle yeniden izleyiciyle buluşuyor.
Semiha Berksoy’un renkli dünyası İstanbul Modern’de
Türkiye’nin ilk kadın opera sanatçısı ve çok yönlü bir sanat figürü olan Semiha Berksoy, “Tüm Renklerin Aryası” adlı kapsamlı sergiyle İstanbul Modern’de sanatseverlerle buluşuyor. Sergi, sanatçının opera, tiyatro, resim, sinema ve edebiyat alanındaki üretimlerini bir araya getirerek çok katmanlı dünyasını gözler önüne seriyor.
1910–2004 yılları arasında yaşayan Berksoy’un erken dönem desenlerinden çarşaf resimlerine uzanan 200’ü aşkın yapıt, sanatçının sahneyle kurduğu derin bağı tematik bir bütünlük içinde izleyiciye sunuyor.
Sanat disiplinleri arasında kurulan köprüler
Sergi, Semiha Berksoy’un sahne sanatlarıyla görsel sanatlar arasında kurduğu özgün bağlantıları görünür kılmayı amaçlıyor. Opera temalı resimler, otoportreler, portreler ve sahne çalışmaları sanatçının iç dünyasını yansıtan birer katman olarak sergide yer alıyor.
Sanatçının başrolünde yer aldığı operalar, tiyatro oyunları, öyküleri ve Türkiye’nin ilk sesli filmi İstanbul Sokaklarında da bu kapsamlı seçkinin parçası olarak değerlendiriliyor. Böylece izleyiciler, Berksoy’un hem sahnede hem tuvalde yarattığı anlatım gücünü bir arada deneyimleme fırsatı buluyor.
Uluslararası serüven: Berlin’den İstanbul’a
“Semiha Berksoy: Singing in Full Color” başlığıyla ilk kez 2024’te Berlin’deki Hamburger Bahnhof – Nationalgalerie der Gegenwart’ta sunulan sergi, Türkiye’de yeni bir ölçek ve küratöryel çerçeveyle yeniden düzenlendi.
İstanbul Modern’deki sergiyi, müzenin şef küratörü Öykü Özsoy Sağnak, küratör
Deniz Pehlivaner ve asistan küratör Yazın Öztürk hazırladı. Berlin’deki ilk versiyonu ise Sam Bardaouil ve Till Fellrath küratörlüğünde, Emily Finkelstein ile Agnes Lammert’ın asistanlığında kurgulanmıştı.
Serginin katalog metinlerinde Dikmen Gürün, Ayşe Güngör, Sam Bardaouil ve Elif Uras’ın yazıları yer alırken, tiyatro sanatçısı Zeliha Berksoy ile yapılan söyleşi de çalışmanın bir parçası olarak sunuluyor.
İstanbul Modern’den çağdaş bir müze deneyimi
Türkiye’nin ilk modern ve çağdaş sanat müzesi olan İstanbul Modern,
“Tüm Renklerin Aryası” sergisiyle Türk sanatının uluslararası görünürlüğünü artırmayı sürdürüyor. Müze, modern ve çağdaş sanat yapıtlarını toplama, sergileme ve belgeleme misyonunu sürdürürken, sanat üretimi ile izleyici arasındaki etkileşimi güçlendiren programlar düzenliyor.
Kapsayıcı ve yenilikçi bir müze anlayışıyla her yaş grubundan ziyaretçiye hitap eden İstanbul Modern, koleksiyon sergileri, eğitim projeleri, film programları ve sosyal etkinliklerle Türkiye’nin sanat ekosistemine katkı sunuyor.
Semiha Berksoy Tüm Renklerin Aryası, sanatçının disiplinler arası üretimini kapsamlı biçimde ele alarak hem tarihsel hem de çağdaş bir okuma sunuyor.
İstanbul Modern’de 11 Mayıs 2026’a kadar görülebilecek sergi,
Berksoy’un renk, ses ve sahneye dayalı benzersiz sanat anlayışını yeniden gündeme taşıyor.
Bu sergi, Türk sanatının öncü isimlerinden birine saygı duruşu niteliğinde olduğu kadar, sanatın sınırlarını aşan bir yaratım evrenine de davet niteliği taşıyor.


ARŞİV'DEN SEMİHA BERKSOY Sayfaları...

Cumhuriyet tarihinin ilk opera sanatçısı Semiha Berksoy aynı zamanda önde gelen ressamlarından biri. Kendini Zümrüdüanka ile özdeşleştiren Semiha Berksoy’un hayatını anlatan Ateş Kuşu – Semiha Berksoy kitabına imza atan Dikmen Gürün, Milliyet Sanat’ın Temmuz 2024 sayısı için Suzan Somalı Sönmez’e verdiği röportajda bu efsanevi ismi “Her alanda çok başarılı ve ilklerin kadını” sözleriyle tanımlıyor.
2004’te kaybettiğimiz Semiha Berksoy,
Cumhuriyet tarihinin ilk kadın opera sanatçısı, operetlerden tiyatroya canlandırdığı her rolle efsaneleşen müthiş bir oyuncu.
Sesiyle Atatürk’ün, Nâzım Hikmet’in, Carl Ebert’in, Prof. Paul Lohmann’ın ve daha birçok önemli ismin hayranlığını kazanmış bir isim; aynı zamanda ünü ülke sınırlarını aşmış başarılı bir ressam.
Akademisyen, eleştirmen Prof. Dr. Dikmen Gürün’ün, 2010’da Berksoy’un doğumunun 100’üncü yılı için yazdığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayımlanan Ateş Kuşu Semiha Berksoy adlı anı-biyografi kitabı geçtiğimiz günlerde, sanatçının doğumunun 114’üncü yılında Kırmızı Kedi tarafından yeniden basıldı.
“Kitabı benim yazmamı Zeliha Berksoy istedi”
Semiha Berksoy’un kızı Zeliha Berksoy’un çok yakın arkadaşı olduğunu söyleyen Dikmen Gürün, Ateş Kuşu Semiha Berksoy’u kaleme alma sürecini “Semiha Hanım’ın doğumunun 100’üncü yılı olan 2010’da, Kültür Bakanlığı onun hakkında bir kitap çıkarmak istedi ve Zeliha Berksoy da o kitabı benim yazmamı istedi.
Çünkü bizim Semiha Hanım’la yaptığımız konuşmalar âdeta bir sözlü tarihtir. 2010 yılı Semiha Berksoy’un doğumunun 100. yılı olarak ayrı bir anlam taşıyordu.
Seve seve girdim bu işe.
Ses kayıtları, arşiv taramaları ve sonuçta zevkle kotardığım bir çalışma çıktı ortaya,” sözleriyle anlatıyor.
“Zorluklara meydan okumuş bir sanatçı”
Gürün, Cumhuriyetimizin 75. yılında devlet sanatçısı unvanını alan, bu yıl 60. Venedik Bienali’nde çalışmaları yer alan Semiha Berksoy için “Onun şöhreti ressam olarak dünyada ses getiriyor.
Opera dünyasında da başka yerlerde olabilirdi düşüncesindeyim.
Berlin’de kalabilir ve genç bir opera yıldızı olarak dünyayı dolaşabilirdi ama memleketine dönmeyi tercih ediyor. Elini attığı her alanda çok başarılı ve ilklerin kadını.
Zorluklara meydan okumuş bir sanatçı,” yorumunu yapıyor.
İstanbul Konservatuarı'nda ve Güzel Sanatlar Akademisi Namık İsmail Atölyesi Resim ve Tiyatro Okulu'nda eğitim almıştır. Daha sonra devlet bursu ile Almanya'da Berlin Devlet Yüksek Müzik Akademisi Opera Bölümü'nde eğitim almış ve birinci olarak bitirmiştir.

Opera kariyerine 1934'te başlamış olan Semiha Berksoy Türkiye, Almanya ve Portekiz'de sahneye çıkmıştır. 1939'da Richard Strauss'un Ariadne Auf Naxos isimli operasındaki Ariadne rolü ile Avrupa'da sahne alan ilk Türk opera sanatçısı olmuştur.
1940'ta Türkiye'ye dönen Semiha Berksoy, Carl Ebert'in rejiliğinde Tosca ve Madame Butterfly operalarında oynamıştır. Ayrıca Deli Dolu ve Lüküs Hayat operetlerinde de görev almıştır.
1998'de Devlet Sanatçısı unvanı almıştır.
1999'da New York Lincoln Center'da Robert Wilson'ın The Days Before: Death, Destruction and Detroit III isimli operasında opera söylemiştir. 15 Ağustos 2004'te
94 yaşında ölmüştür, bir gün sonra İstanbul'da gömülmüştür.
Rol aldığı tiyatro oyunları
Bu Bir Rüyadır : Nâzım Hikmet - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 2001
Keşanlı Ali Destanı : Haldun Taner - Engin Cezzar Gülriz Sururi Tiyatrosu - 1966
İstanbul Efendisi : Musahipzade Celal - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1965
Yatık Emine : Refik Halit Karay\Nazım Kurşunlu - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1965
Rüya Oyunu : August Strındberg - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1964
Dumanlıda Telaki Var : Nazım Kurşunlu - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1964
Çalıkuşu : Reşat Nuri Güntekin\Necati Cumalı - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1962
Göç (oyun) : Cevat Fehmi Başkut - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1961
Macun Hokkası : Müsahipzade Celal - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1961
Lütfen Dokunmayın : Haldun Taner - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1961
Kanaviçe (oyun) : Turgut Özakman - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1960
Büyük Jüstinyen : Refik Erduran - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1960
Karayar Köprüsü : Redik Erduran - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1959
Felsefe Doktoru : Branislav Nušić - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1959
Tablodaki Adam : Cevat Fehmi Başkut - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1958

Cadı Kazanı : Arthur Miller - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1958
Dışardakiler : Haldun Taner - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1957
Korku (oyun) : Orhan Asena - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1956
Bu Gece Başka Gece : Reşat Nuri Güntekin - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1956
Dünkü Çocuk : Garson Kanin - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1955
Yaşlı Aile : Branislav Nušić - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1954
Çayhane : John Parick - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1954
Lady Frederick : W. Somerset Maugham - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1953
Elektira : Sofokles - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1952
Miras (oyun) : Augustus Goetz - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1951
Köşebaşı : Ahmet Kutsi Tecer - Ankara Devlet Tiyatrosu - 1951
GOOGLE'DAN SEMİHA BERKSOY AÇIKLAMASI
Türk operasının ilk hanımı olarak hatırlanan Semiha Berksoy,
Türkiye'de profesyonel olarak opera söyleyen ilk Müslüman kadındı.
1910'da İstanbul Çengelköy'de doğan Berksoy, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında önemli bir kültür figürü haline gelen başarılı bir ressamdı.

Gençliğinden bu yana sanatsal olarak eğimli olan Berksoy,
İstanbul'da müzik, drama ve görsel sanatlar okudu.
Babası onu konservatuvardan çıkmaya ikna etmeye çalıştığında, tutkulu bir mektupla, “Beni ateşe veren ve ruhumun artmasını sağlayan bir şey buldum, bu sanat aşkı” dedi.
Berksoy, Türkiye'nin ilk Türk filmi olan İstanbul Sokakları
( İstanbul Sokakları) filminde başrol oynadığında 21 yaşındaydı .
Ayrıca, Atatürk'ün de katıldığı ilk Türk operası “ Özsoy ” a katılmaya davet edildi .


Dikmen Gürün Ateş Kuşu (Kırmızı Kedi Yayınevi)

HAYALPEREST ÇOCUK(Yayınevi)
Çocuk oyun oynayarak öğrenir. Oyun ise gerçek yaşamın yansımasıdır. Sanatın da bir yansıma olduğunu düşünürsek, çocukların sanata ilişkin bilgi edinmeleri ve hatta sanatın içinde olmaları özellikle zihinleri için gereklidir.
Feraye Turan Pir, çocukların bu sanatsal oyunda olmalarına katkı sağlamak amacıyla Türk Ressamları Serisi’ni kaleme aldı, ressam Helin Kurt resimleriyle seriyi zenginleştirdi. İlk kitap, Bir Kültür Sanat Öncüsü Osman Hamdi Bey, Osmanlı İmparatorluğu’nun batılılaşma döneminde tam bir kırılma noktası. Serinin diğer dört sanatçısı bu kırılmayı farklılaştırarak ve zenginleştirerek tarihimizi oluşturuyor: Modern Türk Resminin Usta Fırçası Hüseyin Avni Lifij, Prenses Ressam Fahrelnissa Zeid, Çılgın Ressam Fikret Mualla Saygı, Bir Anka Kuşu Semiha Berksoy. Çocukların hayal güçlerine ve yaratıcılıklarına katkı sağlayacak bu seri, anne-babaları da sanata aşina kılacak. Tertemiz zihinlerin, sanata bakışları ve algılama süreçleri çok daha hızlı.
Sevgili çocuklar, hissetmeden bilmek olası değil, sizler meraklanın, araştırın, görün ki biz büyükler daha iyi anlayalım.
Seda Yavuz
Sanat Tarihçisi, Akademisyen





Yorumlar